26 Aralık 2012 Çarşamba

Sizin kuçunun markası ne ?


                 İnsanlar olarak kendimizi doğadan koparıp kutulara hapsederken bu kötülüğü yalnız kendimize yapmadık. Evcilleştirerek kendimize bağladığımız hayvanlar da oldu. Gri şehirlerimiz büyüdükçe yalnızlığımızı paylaşmak için edindiğimiz kedicikler ve köpeciklerin nüfusu da arttı.
Şimdi artık sokaklarda dönmemiz gereken çarklarımızın yerine gitmek için koştururken yanlarından geçtiğimizde çoğu zaman fark etmiyoruz onları. . .
 Bir avuç insan onların hakları olduğundan bahsedince küçümsüyoruz insanları. Ben de yan komşun aç yatarken ağlayan filleri umursayamam,doğrudur. Sokakta gördüğümde eskiden korkardım sonra daha dikkatli bakınca bükük boyunlarını ve korku dolu gözlerini gördüm.. İnsanların kendilerinden korktuğundan kat be kat korkuyor onlar bizden. . Çünkü gücümüz onlara yetti. Medya içerikleriyle zehirlenen benliklerimizde biriken şiddeti onlara yansıttık... Çoğalmaları bizi rahatsız edince topladık, kısırlaştırdık..
Kış geldi diye belki iki lokma yiyecek koyduk kapının önüne,yaz sıcağı yazıktır dedik bi kap su koyduk belki iki üç kere ama dördüncüyü unuttuk..
Öyle zararlı yaratıklarız ki doğada kendi düzeninde yaşayan canları aldık,kendimize alıştırıp güvenmelerini sağladık ve sonunda güvenlerini kırarak onları terk ettik..
Şimdi vicdanlarınız rahat mı bilmiyorum ama benim içim çok huzursuz. Bu şımarıklığın bedelini nasıl ödeyeceğiz acaba ???

1 yorum: