
İnsanlar olarak kendimizi doğadan koparıp kutulara hapsederken bu kötülüğü yalnız kendimize yapmadık. Evcilleştirerek kendimize bağladığımız hayvanlar da oldu. Gri şehirlerimiz büyüdükçe yalnızlığımızı paylaşmak için edindiğimiz kedicikler ve köpeciklerin nüfusu da arttı.
Şimdi artık sokaklarda dönmemiz gereken çarklarımızın yerine gitmek için koştururken yanlarından geçtiğimizde çoğu zaman fark etmiyoruz onları. . .
Bir avuç insan onların hakları olduğundan bahsedince küçümsüyoruz insanları. Ben de yan komşun aç yatarken ağlayan filleri umursayamam,doğrudur. Sokakta gördüğümde eskiden korkardım sonra daha dikkatli bakınca bükük boyunlarını ve korku dolu gözlerini gördüm.. İnsanların kendilerinden korktuğundan kat be kat korkuyor onlar bizden. . Çünkü gücümüz onlara yetti. Medya içerikleriyle zehirlenen benliklerimizde biriken şiddeti onlara yansıttık... Çoğalmaları bizi rahatsız edince topladık, kısırlaştırdık..
Kış geldi diye belki iki lokma yiyecek koyduk kapının önüne,yaz sıcağı yazıktır dedik bi kap su koyduk belki iki üç kere ama dördüncüyü unuttuk..
Öyle zararlı yaratıklarız ki doğada kendi düzeninde yaşayan canları aldık,kendimize alıştırıp güvenmelerini sağladık ve sonunda güvenlerini kırarak onları terk ettik..
Şimdi vicdanlarınız rahat mı bilmiyorum ama benim içim çok huzursuz. Bu şımarıklığın bedelini nasıl ödeyeceğiz acaba ???
21 aralık 2012'den çok şey bekliyorum.gerçekten ihtiyacımız olamayan ancak bize ihtiyaçmış gibi algılatılan tüm fazlalıklardan kurtulup,unuttuğumuz farkındalıklara geri döneceğimizi,sahip olduğumuz ancak kullanamadığımız beyinlerimizi tam kapasite kullanmaya başlayacağımızı,dolayısıyla kaşık bükmekten çok öteye gideceğimizi,doğaya karşı savaşan değil bilimin gücünü doğayla barış içinde yaşamak için kullanan yazılı haklara ihtiyaç duymadan gerçek bilinçte insanlar olarak herkesin birbirini konuşmadan anladığı,kimin ne giydiğiyle kimin ne izlediğiyle uğraşılmayan her bir enerji kırıntısının faydalı üretimde kullanıldığı bir dünyaya dönüşeceğini umuyorum gezegenim. 2012 yıldan fazladır olmamış. bi gece de mi olacak demeyin. Ya olursa ?
Benim gibi pek çok insanın beklentiler bağladığı 21 aralığa 2 gün kaldı. Neler olacağını hep beraber göreceğiz veya görse de anlayamayacak olanlar belki şimdilik aramızdan ayrılıp anlayabilecek formlarda geri dönecekler zamanı gelince. Peki ya hiç bir şey olmazsa !? Eğer Marduk gezegeni, Gezegenimize bilmemne açısıyla geçmez ve foton kuşağı başlamazsa neler olacak ?
Olmakta olanlar devam edecek. Örneğin; Alman askerleri patroyit füzelerini yerleştirecekler. Suriyeli göçmenler ve Van depremzedeleri üşümeye devam edecek.. Başbaş bağıracak M.A.B ıı'layarak yorumlayacak. Yine Eminönü'nde ki Yeni Camii'nin önünde acar muhabirler halka mikrofon uzatıp mesela Başkanlık sistemine dair sorular soracak. Final sınavlarına gireceğim ve çeşitli işlerde çalışmaya devam edeceğim. Her sabah kişisel alanıma hiç tanımadığım yüzlerce insan girecek okula giderken ve İstanbul'da kalabalık artmaya devam edecek.. Belediye işlerini yapmak için yine en olmadık saatleri seçecek günler duyarlı insanlar için işkence olmaya devam edecek. Kadınlar "kendilerini seven" erkekler tarafından öldürülmeye devam edecek. Kız çocukları evlendirilecek,sömürülecek.. Bir yerlerde açlıktan ölmekte olan çocuklar ölmeye devam edecekler.. Bizim kazanmak için totolarımızdan terler akıttığımız maaşlarımızın yarısı o paranın 100'de birine çalışan çocukların yaptığı ayakkabılara gitmeye devam edecek. Muhafazakarlaşan Memleketimiz daha da muhafazakarlaşırken kimse en büyük günah olan israfın önlenmesi için geri-dönüşümün yaygınlaşmasına uğraşmayacak. Aileleri ve çevreleri tarafından anlaşılmayan çocuklar öldürmeye devam edecek. Beyinleri yıkanmış zavallı Amerikan askerleri hiç tanımadıkları ve hiç anlayamayacakları insanların topraklarında "ülkeleri için" ölmeye ve öldürmeye devam edecekler. İnsanlar şuursuzca Tüketim Tapınaklarında birbirlerini ezerek gereksiz tüketime devam edecekler.. Teknoloji ve bilimin tüm imkanları yeni silahlar üretmek için kullanılmaya devam edecek. Yeni hastalıklar çıkacak o hastalıklara çareler bulundukça yerlerine yeni hastalıklar türeyecek.
Tüm bunlar ve daha fazlası artık olmamalı. Varlığımızın nasıl gerçek bir nimet olduğunu fark etmeliyiz. Gezegenimizin kıymetini bilerek "ödünç" olduğunu hiç unutmadan, her hareketimizin torunlarımızın çocuklarını nasıl etkileyeceğini düşünerek yaşamalıyız. Uyanmalıyız. Uyanmalı. Uyan !!
12/12/2012
Kocacıkları hep hatırlasın diye böyle tarihlerde evlenmeye hevesli kızcağızlar bugün yine akın akın evlendiler efendim. Bilmem dikkatinizi çekti mi ama hiç birinin belinde kırmızı kuşak yoktu. Bakireliği simgeleyen kırmızı kuşak artık hiç bir gelinin belini süslemiyor. Zaten "vajina" denilince utananlar yönetiyor ülkemizi. Böyle şeylerin konuşulması, haşa ! Yüz kızartıcı.Aslında bu kırmızı kuşak da bizim has adetimiz değil zira Anadolu'da gelin giysisi genelde kırmızı nadiren de mor olur idi vakti zamanında... Hani konar-göçer iken, Gök-Tengri'ye tapar iken'den beri kırmızıydı gelinler. O kırmızı çiçekler de bu sebepten "gelincik"ler...
Bugün okuldan dönerken gördüm, Kadıköy'de boğanın oraya koca bir çam ağacı yerleştiriyorlardı. Çam ağacı yapay da olsa yeni yıl ruhu gerçek olmalı. İyilik yapmak için fırsat ! Şimdilerde düşman kesildiğimiz o eski komşularımızın Noel'i. Kırmızı kıyafetli,beyaz sakallı, hediye dağıtan,tonton amcanın gelme vakti yaklaştı. Siz astınız mı kırmızı çoraplarınızı? Çoraplarınızı asın. Noel Baba gelip içine o pahalı telefonu koymayacak ama siz içine umut, neşe koyun doldurun. YılBaşı gecesi de kırmızı donunuzu giymeyi unutmayın ;)
Yukarıdaki fotoğrafı karaköy iskelesine bağlı kadıköy vapurunun içinden çektim. Ortada gördüğünüz mavi-kırmızı yıldız orada duruyor. O yıldız dikkatimi çekti çünkü çevresinde ki her renkten daha canlı..
Renklerin beynimizin algılandığı farklı frekansları var. Her rengin ayrı frekansı ve beyinde oluşan algının bilinçüstü ve bilinçaltına farklı yansıması var. O yıldız dikkatimi çekti çünkü dalga boyu en etkili renk kırmızı. Kırmızı aşkı sevgiyi ifade etmesinin yanında utananın yüzü kızarır. Kan rengi de olan kırmızı iştah açar bu sebepten şu anda aklınıza çeşitli Amerikan firmaları geliyor.. Gelmesin !
Bilgilenerek algınıza oynanan oyunlardan uzaklaşabilir sizi kıstırdıkları kapandan kurtulabilirsiniz..
Denemeye değmez mi ?